YENİ BİR TEKNOLOJİ: Li-Fi

TEKNOLOJİ, YAZILIM
15.06.2017
892 GÖRÜNTÜLENME

YENİ BİR TEKNOLOJİ: Li-Fi

Nesnelerin interneti (the internet of things) yani iş hayatı ya da günlük hayatımızda kullandığımız nesnelerin (Örneğin: akıllı evler, gözetim, güvenlik ve alarm sistemleri vb.) birbirleriyle haberleşip, bağımsız olarak kullanıcı ile iletişime geçmesidir. Bu tanımı göz önünde bulundurursak nesnelerin interneti gün geçtikçe yaygınlaşmakta ve gelişmektedir. Her geçen gün daha fazla kullanıcı online olmakta ve Wi-Fi özelliği taşıyan cihazların sayısı da artmaktadır. Mobil cihazların 2021 yılında 7,8 milyarlık dünya nüfusunu aşarak 11,6 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu verilere göre sadece mobil verilerin ayda 35 kentilyona ulaşacağı ihtimali öngörülüyor. Bu kadar verinin dolaşımı Wi-Fi sinyallerinin birbirleri ile karışması, sınırlandırmalar ve internet hızında yavaşlama vb. sorunlara yol açıyor ve açmaya da devam edecek.

Li-Fi NEDİR?

Li-Fi (Light Fidelity) led ışıklarla kablosuz iletişim sağlayabilen, yüksek hızlı, yeni bir teknolojidir.

Edinburgh Üniversitesi’nden Alman asıllı Profesör Harald Haas Li-Fi terimini ilk kez 6 yıl önce, 2011 senesinde TED konuşmasında ortaya koydu. Prof. Haas aynı zamanda PureLiFi adında değeri 14 milyonu geçen bir firmanın da kurucusu.

Li-Fi NE KADAR HIZLI?

Son deneylerde Li-Fi hızında saniyede 224 gigabayta kadar ulaşıldı. Bu hızlarda bir insan bir saniyede 20 film uzunluğunda veriyi indirebilir.

Haas’ın araştırmasına göre, Li-Fi, Wi-Fi’a oranla 1000 kat daha fazla veri yoğunluğuna ulaşabilir çünkü Li-Fi sinyalleri daha dağınık olan radyo sinyallerinin aksine küçük bir bölgede toplanmıştır.  

Araştırmacılar son olarak gönderdikleri data hızının 20 kat üstüne çıktılarını bildirdiler. Bu hız değerlerinin daha da artması bekleniyor.

Li-Fi TEKNOLOJİSİNİN DETAYLARI

Wi-Fi’ın radyo dalgalarını kullanmasına karşın Li-Fi ışık dalgalarını veya kızıl ötesi ve yakın ultraviyole spektrumunu kullanır. Bu sinyaller insan gözü tarafından fark edilemeyecek kadar hızlı nanosinyaller içinde ampullerin kapatılıp açılması ile çalışır. Örneğin uzaktan kumanda ile tv kanalını değiştirdiğimizde küçük çaplı bir Li-Fi iletişimi kurmuş oluruz. Prof. Haas, uzaktan kumanda cihazlarındaki kızılötesi LED ampullerin de kapatılıp açılarak düşük hızda veri akışı (saniyede 20 bin byte) gerçekleştirdiğini belirtiyor. Tek fark uzaktan kumanda cihazında olduğu gibi tek bir akış yerine Li-Fi binlerce veri akışını paralel olarak kullanan, böylelikle hız ve iletilen veri miktarını arttıran bir sistemdir. Bu teknoloji ışıkların gözle görülemeyecek kadar hızlı bir şekilde kırpışmaları ile çalıştığından ampullerden kesintisiz olarak yararlanılmaya ve ışığımızı kıssak bile veri aktarımına devam edebilmekteyiz. Ayrıca “Görülebilir ışık gamı, radyo frekans aralığından 10 bin kat daha geniş” diyor Haas. “Bu demek oluyor ki Li-Fi, tıpkı içinden sürekli veri akan dev bir boru gibi büyük bir kaynak haline gelebilir” açıklamaları doğrultusunda Li-Fi teknolojisinin Wİ-Fİ’ın bant genişliği sorunlarına bir çözüm olacağına kesin gözüyle bakabiliriz.

Li-Fi için standart bir led lambası gibi bir ışık kaynağı, bir internet bağlantısı ve bir foto detektör gerekiyor. Prof Haas, tüketiciye yönelik ürünlerin pazara 5 yıl içinde sunulabileceğine ve herkesin 4G, 5G, Wi-Fi gibi bu teknolojiyi de kullanacağına inanıyor. Haas’a göre halihazırda tek bir cihaz eklenerek Li-Fi özelliği kazandırılabilecek 14 milyar LED ampul bulunmakta ve bu ampullere tavandan ethernete bağlı bir kablo eklenerek yeni teknoloji ile uyumlu hale getirilebilir.

Eşyalarımızda, arabalarda, evimizde, sokakta kısacası her yerde yapay ışık kullandığımızı düşünürsek Li-Fi teknolojisinin alt yapısı oldukça geniş. Günümüzde birçok ülke karbon salımını azaltmayı amaçlayarak sokak lambalarını led ampullerle değiştiriyor. Led ampuller daha düşük tüketime sahipler ve daha az ışık kirliliği yaratıyorlar, dahası bu sokak lambaları ileride şehir içinde yürürken ücretsiz internet erişim noktalarımız haline bile gelebilir.

Profesör Haas, “Li-Fi fikri aslında nispeten eski. Alexander Graham Bell, 1880 yılında fotofonu icat ettiğinde iletişim için ışığın kullanılabileceğini ispatlamıştı. Ancak gerçek Li-Fi fikri, LED ışıklar çıktığında doğdu, çünkü veriyi gerçekten hızlı iletebilme özelliğine sahipler. Bunu, 12 yıl önce üniversitede ilk projeme başladığımda, veriyi modülasyon tekniği ile bilgiyi LED üzerinden aktarmayı amaçlarken fark ettim. Bu deney çok başarılı olmuştu” diyor.

Şimdilik gelişmekte olan Li-Fi teknolojisi ışığın kesilmesi ile kapanıyor fakat ileride tepe ileticiler ve çatı güneş panelleri kullanılarak uzak konumlara da taşınabilir. Ama bu özelliğin iyi bir yanı da var; Haas’a göre; “Li-Fi gerçekten güvenli çünkü Wi-Fi bağlantısının tam tersine, ışık duvarlardan geçemiyor. Kontrol ederseniz çevrenizde ortalama 10-15 kadar Wi-Fi ağı bulabilirsiniz; bu da kötü niyetli birinin bu ağları isterse hackleyebileceği anlamına geliyor. Li-Fi bağlantısında bu mümkün değil çünkü duvarlar ışığı bloke ediyor” diyor.

 “Li-Fi temel olarak Wi-Fi ile aynı, sadece küçük bir fark var; biz radyo sinyallerini kullanmak yerine veriyi kablosuz bir şekilde aktarabilmek için LED ışıkları kullanıyoruz.” diyor Haas.

“Radyo spektrumu yeterli değil” diyor Haas ve devam ediyor “Çok yoğun bir şekilde kullanılıyor, çok kalabalık. Bunu havaalanlarına ve otellere; insanların mobil internete erişmek istediği ve internetin korkunç derecede yavaş olduğu yerlerde görüyoruz. Böyle olacağını 12-15 yıl önce tahmin ettim ve dedim ki veriyi kablosuz olarak transfer etmenin daha iyi yolları nelerdir?”

Haas diyor ki; “Akkor ampuller sadece ışığı iletir. Yirmi yıl içinde LED ampuller yüzlerce uygulamayı iletecek”.

Prof. Haas ‘’Henüz işin başındayız ve ilk mobil telefonları hatırlıyoruz. Günümüzde gördüklerimize hiç benzemiyorlar. Li-Fi da büyük bir gelişme ve daha seri üretime geçmedi bile. Ama 5 yıl içinde yüksek oranda büyüyecek’’. Bu büyümeden faydalanabilmek için PureLiFi firması 3.nesil ürünler üzerinde çalışıyor. “MWC (Mobile World Congress) etkinliği sırasında tamamen Li-Fi ile kurulmuş bir ağ tanıttık. Wi-Fi ile aynı prensiplere sahip, fakat etrafta dolaşabiliyor ve birçok kullanıcıya aynı anda veri iletebiliyorsunuz” diyor.

Buna LiFlame adını verdik. Sistem, standart ışıklandırma araçları ile 3 metrelik alanda 10Mb/sn downlink ve 10Mb/sn uplink sağlayabiliyor; metrekare başına 2Mb/sn veri yoğunluğu elde edilebiliyor. “Güvenlik ve savunma sektörlerinde pilot uygulamalara başladık” diyor Haas; “ayrıca ışıklandırma ve iletişim sektörüne de girdik. En tatmin edici gelişmelerden biri, California eyaletinin Golden State Warriors basketbol takımı ile anlaşma potansiyeline kavuşmuş olmamız”.

Prof. Haas, 2018 yılında San Francisco’nun en büyük ve en teknolojik spor kompleksi haline gelecek bir yapıda Li-Fi teknolojisinin kullanıldığını görmek istiyor. Li-Fi sokak armatürleri de insanlara yukarıdan veri iletecek. “Umuyoruz ki bu teknoloji yeni arenada hayat bulacak… Bu kadar büyük kalabalık için, bireysel seviyede iletişime ihtiyaç var. Wi-Fi bunu gerçekleştirecek bant genişliğini sunamaz, fakat Li-Fi bunu böylesi bir ortamda sağlayabilir” diyor.

Li-Fi’ IN KULLANIM ALANLARI

Petrol rafinerileri gibi risk yönetimi gerektiren konumlarda, elektromanyetik parazite neden olmadan uçak kabinlerinde, hastaneler ve nükleer santraller gibi elektromanyetik hassasiyeti bulunan ortamlarda, yüksek güvenlikli alanlarda, Wi-Fi sinyalinin geçemediği eski binalarda kullanılabilir.

ABD donanması Li-Fi teknolojisini araştırmak ve geliştirmek üzere fon ayırdı, bu araştırmalarda Li-Fi’ın su altında da çalıştığını keşfettiler. LED farları üzerinden birbiri ile iletişim kurabilen otomobiller, Li-Fi üzerinden ev ağına ve internete bağlı beyaz eşyalar gibi birçok farklı alanda kullanılması öngörülüyor. Li-Fi’ın uçaklarda kullanımı ve güvenilir veri transferi olarak kullanımı ile daha çok gündeme geleceği bekleniyor.

Li-Fi ekipmanı şimdilik mobil cihazlarda kullanılamayacak kadar büyük olsa da bu ekipmanı küçültmek PureLiFi şirketinin hedefi… Digital Trends’e göre yeni tasarlanmış çok daha küçük bir Li-Fi X güvenlik aksamı, bu yılın ilerleyen aylarında dizüstü bilgisayarlarda kullanılabilecek. Aksamın bu versiyonu, hala bir akıllı telefona sığamayacak kadar büyük. Fakat ileride piyasaya çıkacak bir iPhone için “Li-Fi Capability”’ dili ortaya çıktığından beri akıllı telefon versiyonunun da hayata geçirilmesi imkansız görünmüyor.

Li-Fi teknolojisi üzerine araştırmalar yapan kişiler sadece Harald Haas ve ekibi ile sınırlı değil. Çinli araştırmacılar da bir LED ampul ile çalışarak birçok dizüstünü çalıştırabilen temel bir Li-Fi prototipi geliştirdiler. NASA uzay seyahatinde Li-Fi’ın potansiyel kullanımı üzerine çalışma yapacağını duyurdu.

PureLiFi müşterileri için Li-Fi yönlendiricileri üretmeye başladı bile. Harald Haas “Li-Fi 10 yıl içinde kablosuz bağlantı sistemlerinin bir parçası haline gelecek ve bu da çok heyecan verici” diyor. Ayrıca Prof. Haas, Edinburgh kentini özellikle “Li-Fi Şehri” olarak tanıtmak istiyor. Li-Fi pazarının 2018 yılında 9 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor, ileride ilgi gösteren firmalar arttıkça tahmin edilen rakamlar da artacak.

Haas: “Ne zaman dışarı çıkıp bir lamba görsem aklıma Li-Fi geliyor ve hizmet olarak bununla ne yapılabileceğini düşünüyorum. Her yeni bağlantı ile 100 yeni uygulama mümkün, aplikasyon geliştirme açısından da birçok farklılıklar eklenmesini sağlayacak. Buna iPhone ile şahit olduk. Bu ufak cihaz birçok insanı birbirine bağladı. Üzerinde kaç uygulama çalıştığını aklınıza getirin. Şimdi evinizdeki aydınlatma sistemini ve bu ışıkların neler sağlayabileceğini bir düşünün’’ diyor.

 

Peki Li-Fi, 4G ve Wi-Fi bağlantılarının yerini alıp internete hakim teknolojiye dönüşecek mi? sorusuna Prof. Haas’ın verdiği yanıt ise: “Hayır”. Ama kendisine göre: “Li-Fi, yıllar içinde insanların internete erişmek için kullanacakları en yaygın teknolojilerden biri olacak. Herkes buna alışacak ve kablosuz iletişim karışımının bir parçası haline gelecek”.

Office701

Ayrıca Li-Fi teknolojisinin Wi-Fi teknolojinden 10 kat daha ucuz olması bekleniyor.

Ne dersiniz? Harika bir haber değil mi? Herkes gibi biz de bazen Wi-Fi’ın azizliğine uğrayabiliyoruz. Özellikle de kotalar ve sayı azlığı nedeniyle yapılamayan fiber abonelikler gibi sıkıntılar da olmazsa olmazımız haline geldi. Profesör Harald Haas’ın başarılarının devamını bekliyor, herkese Li-Fi’lı günler diliyoruz.

YORUM YAZ